Galileo Galilei, Dünya'nın Güneş'in Etrafında Döndüğünü Söylediği İçin Roma Engizisyon Mahkemesi Nedir ve Neden Tarihin Akışını Değiştirdi?
Galileo Galilei, 1633 yılında Roma Engizisyon Mahkemesi tarafından yargılanan İtalyan bir bilim insanıdır ve onu bu mahkemeye getiren temel neden, evrenin merkezinde Güneş'in bulunduğu modeli savunmasıdır. Bu model, o dönemde kilisenin resmi olarak benimsediği ve Aristoteles'ten devraldığı Dünya merkezli evren anlayışına doğrudan meydan okuyordu. Galileo, kendi yaptığı teleskopik gözlemlerine dayanarak Jüpiter'in etrafında dönen uyduları, Venüs'ün fazlarını ve Güneş lekelerini keşfetmişti. Bu gözlemler, evrenin Dünya etrafında döndüğü fikrini ciddi biçimde sarsıyordu. Mahkeme sonucunda Galileo, "kötü niyetli sapkınlık" suçundan hüküm giydi ve ömür boyu ev hapsine çarptırıldı. Bu olay, bilim ile din arasındaki gerilimin tarihteki en simgesel ve en trajik karşılaşmalarından biri olarak kayıtlara geçti. Sadece bir adamın yargılaması değildi bu; bir zihniyetin, bir anlayışın ve bir çağın kırılma anıydı.
Galileo'nun yargılaması aslında aniden patlak vermedi. Olayın kökenleri on yıllar öncesine, Kopernik'in 1543'te yayımladığı eserine kadar uzanır. Kopernik, Nikolai Kopernik adıyla da bilinir, Güneş merkezli bir model önermişti ancak bu fikir o dönemde daha çok matematiksel bir araç olarak görülüyordu ve doğrudan bir tehdit olarak algılanmamıştı. Galileo ise 1609 ve 1610 yıllarında geliştirdiği teleskopla gökyüzünü incelediğinde, bu modeli somut gözlemlerle destekleyen ilk kişiydi. Üstelik bu fikirleri sadece bilimsel çevrelerle değil, İtalyanca yazdığı eserlerle geniş halk kitlelerine de duyuruyordu. Kilise yetkilileri bu durumu giderek daha ciddi bir tehdit olarak görmeye başladı. Galileo'nun 1616 yılında uyarılması ve ardından 1633'te tam anlamıyla yargılanması süreci, aslında uzun bir gerilimin doruk noktasıydı. Olayın perde arkasında yalnızca teolojik bir uyuşmazlık yatmıyordu; Papalık devletinin siyasi otoritesini koruma kaygısı, Protestanlığın yayıldığı bir dönemde Katolik Kilisesi'nin otoritesini pekiştirme çabası ve Karşı-Rönesans döneminin baskıcı atmosferi hepsi bir arada rol oynuyordu.
Tarihsel Arka Plan ve Olayın Perde Arkası
16. ve 17. yüzyılda Avrupa, birden fazla büyük dönüşümün içinden geçiyordu. Rönesans, antik bilgiyi yeniden keşfetme ve insan merkezli bir düşünce yapısı kurma hareketi olarak İtalya'da başlamış ve tüm kıtaya yayılmıştı. Buna paralel olarak matbaanın icadı sayesinde kitaplar ve bilgi daha geniş kitlelere ulaşmaya başlamıştı. Ancak bu entelektüel uyanış, Kilise için büyük bir sorun teşkil ediyordu. Zira bilginin tekeli kilisede değildi artık; insanlar kendi gözleriyle, kendi akıllarıyla evreni sorgulamaya başlamışlardı. Tam bu dönemde Protestan Reformu da Katolik Kilisesi'nin otoritesini ciddi biçimde sarsmıştı. Martin Luther 1517'de Endüljans satışlarını eleştirmişti ve Avrupa'nın büyük bölümü artık Roma'nın dini egemenliğini tanımıyordu. Kilise, kendi içindeki sapkınlıkları bastırmak ve otoritesini korumak amacıyla Engizisyon mahkemelerini aktif biçimde kullanıyordu. Bu mahkemeler, sapkın olarak değerlendirilen kişileri yargılamak ve gerektiğinde cezalandırmakla görevliydiler.
Galileo'nun yargılandığı dönemde papalık tahtında VIII. Urban oturuyordu. Asıl adı Maffeo Barberini olan bu papaz, Galileo'nun uzun yıllardır tanıdığı ve hatta eserlerini kendisine ithaf ettiği bir isimdi. Galileo, Barberini'nin papalık koltuğuna oturmasıyla birlikte artık daha güvende hissediyordu. Ancak siyasi dengeler hızla değişti. Papalık devleti, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu ile çeşitli ittifaklar kuruyordu ve bu ittifakların sürdürülmesi için Kilise'nin dogmatik otoritesini sorgulamaması gerekiyordu. Galileo'nun 1632'de yayımladığı İki Büyük Sistem Üzerine Diyaloglar adlı eseri ise bardağı taşıran son damla oldu. Bu kitapta Galileo, Dünya merkezli model ile Güneş merkezli modeli karşılaştırıyor ve açıkça Güneş merkezli modeli savunuyordu. Üstelik kitabın önsözüne, bu fikirlerin yalnızca bir hipotez olarak sunulduğunu belirten bir not eklemiş olsa da, Engizisyon bu bahaneyle yetinmedi. Kitap toplatıldı ve Galileo 1633'te Roma'ya çağrıldı. Yargılaması yaklaşık iki ay sürdü. Galileo, mahkeme karşısında savunma yaptı, ancak sonunda yafta giymeyi ve diz çökerek af dilemeyi kabul etti. Ömür boyu ev hapsi cezası verildi ve eserleri yasaklandı.
Tarihin Gidişatına ve Bugüne Somut Katkıları
Bu olay yaşanmasaydı bilimin gelişimi çok farklı bir hızda ve rotada ilerleyebilirdi. Galileo'nun yargılaması, bilim insanlarının üzerinde uzun yıllar süren bir baskı atmosferi yarattı. İtalya'daki bilimsel araştırma yavaşladı, birçok bilim insan