zamanda.com.tr Tarihsel Kronoloji
Z Ziyaretçi Kaydol
HIZLI YANIT Doğrulanmış Tarih Kaydı

Kiev'de Nazilerin gerçekleştirdiği Babi Yar Katliamı başladı. İki günde 33771 Yahudi öldürüldü Ne Zaman Oldu?

Kiev'de Nazilerin gerçekleştirdiği Babi Yar Katliamı başladı. İki günde 33771 Yahudi öldürüldü, 29 Eylül 1941 (Pazartesi) tarihinde gerçekleşmiştir. (20. Yüzyıl) Bu tarihi dönüm noktasının üzerinden tam 85 yıl geçmiştir.

Takvim Günü
29 Eylül
Yıl
Geçen Süre
85 Yıl
Haftanın Günü
Pazartesi
Burç & Element
Terazi (Hava)
Dönem
20. Yüzyıl

Tarihsel Dönüm Noktası ve Derinlemesine Analiz

🌟 Editörün Seçimi
Etki: 92/100 Tarihi Olaylar

Kiev'de Nazilerin gerçekleştirdiği Babi Yar Katliamı başladı. İki günde 33771 Yahudi öldürüldü Nedir ve Neden Tarihin Akışını Değiştirdi?

Babi Yar Katliamı, 1941 yılının eylül ayında Nazi Almanyası'nın işgal altındaki Kiev'de, yani Ukrayna'nın başkentinde gerçekleştirdiği en kitlesel ve en vahşi toplu katliamlardan biridir. 29 Eylül 1941 tarihinde başlayan ve yalnızca iki gün süren bu katliamda, aralarında kadınların, çocukların ve yaşlıların da bulunduğu yaklaşık 33.771 Yahudi, Babi Yar adı verilen bir kanyonun kenarına götürülerek kurşuna dizildi. Bu olay, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi soykırım politikalarının en acımasız biçimde hayata geçirildiği anlardan birini temsil eder. Sadece iki günde bu kadar insanın sistematik bir şekilde öldürülmesi, savaş tarihinde ve insanlık tarihinde eşine az rastlanan bir vahşet örneği olarak kayıtlara geçmiştir. Katliam, Nazi rejiminin "Nihai Çözüm" olarak adlandırdığı Yahudi soykırım politikasının en somut ve en korkunç yansımasıdır ve bu trajedi, Avrupa Yahudiliğinin neredeyse tamamını yok etmeye yönelik planlı bir imhanın parçası olmuştur.

Tarihsel Arka Plan ve Olayın Perde Arkası

Babi Yar Katliamı'nın gerçekleşmesinin ardında, çok katmanlı ve uzun süredir planlanan bir imha politikası yatmaktaydı. 1933 yılında iktidara gelen Adolf Hitler ve Nazi Partisi, Almanya'da yaşayan Yahudilere yönelik sistematik baskıları çok erken tarihlerde başlatmıştı. Nuremberg Yasaları olarak bilinen ırkçı mevzuat, Yahudilerin toplumdan tamamen dışlanmasını ve temel haklarından mahrum bırakılmasını yasal bir zemine oturtmuştu. Ancak 1939 yılında İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte, Nazi rejiminin Yahudi politikası çok daha radikal ve öldürücü bir boyut kazandı. Savaşın başlamasının ardından ele geçirilen topraklarda yaşayan Yahudi nüfusu, gettolara hapsedilmeye, köle gibi çalıştırılmaya ve sistematik biçimde öldürülmeye başlandı. Polonya'daki Łódź, Varşova ve Lublin gibi şehirlerde kurulan gettolarda binlerce Yahudi açlık ve hastalıktan hayatını kaybetti. 1941 yılının Haziran ayında başlatılan Barbarossa Harekâtı ise Nazi Almanyası'nın Sovyetler Birliği'ne yönelik büyük saldırısının adıydı ve bu harekâtla birlikte Doğu Avrupa'daki Yahudi nüfusunun tamamen yok edilmesi planlanmıştı. Saldırının hemen ardından Einsatzgruppen adı verilen mobil ölüm mangaları, işgal edilen bölgelerde Yahudi erkekleri toplu olarak kurşuna dizmeye başladı. Bu mangalar, sivil polis birlikleri ve yerel işbirlikçilerin desteğiyle, binlerce kilometrekarelik bir alanda sistematik katliamlar gerçekleştirdi. Kiev'in işgali ise bu katliamın doğrudan tetikleyicisi oldu. 19 Eylül 1941'de Nazi birlikleri Kiev'e girdi ve şehirdeki Yahudi nüfusu üzerinde korku saldı. 24 Eylül'de Kızıl Ordu'nun şehir merkezinde depolanan mühimmatı infilak ettirmesi sonucu büyük patlamalar meydana geldi. Bu patlamalar Nazi karargâhının da bulunduğu binaları yıkarak Alman askerleri dahil birçok can kaybına yol açtı. Nazi komutanlığı, bu sabotaj eylemini bir bahane olarak kullandı ve Kiev'deki tüm Yahudi nüfusun toplu olarak öldürülmesine karar verdi. 26 Eylül 1941'de şehirdeki Yahudilere, ellerindeki değerli eşyaları yanlarına almaları ve belirli toplanma noktalarına gitmeleri emredildi. Bu çağrı, aslında bir katliam davetiyesi niteliğindeydi ancak pek çok Yahudi ailesi, gittikleri yerde yeniden yerleştirileceklerine inandırılmıştı. Einsatzgruppe C komutasındaki birlikler ve Sicherheitspolizei mensupları, 29 Eylül sabahından itibaren toplanan Yahudileri Babi Yar adlı kanyona götürmeye başladı. Silah sesleri ve çığlıklar, o gün ve ertesi gün Kiev'in semalarından hiç eksik olmadı.

Tarihin Gidişatına ve Bugüne Somut Katkıları

Babi Yar Katlımam yaşanmasaydı, Holokost tarihi ve İkinci Dünya Savaşı'nın anlatısı çok farklı biçimde şekillenmiş olurdu. Bu katliam, Nazi rejiminin Doğu Avrupa'daki soykırım stratejisinin en çıplak örneğiydi ve savaş sona erdikten sonra Nürnberg Mahkemeleri'nde sunulan kanıtlar arasında merkezi bir yer tuttu. Eğer Babi Yar'daki vahşet gerçekleşmemiş olsaydı, muhtemelen Nazi savaş suçları soruşturmalarının boyutu ve kapsamı farklı olacaktı. Ayrıca bu katliam, savaş sonrasında İsrail devletinin kurulma sürecinde ve Yahudi diasporasının kolektif hafızasında derin bir yara açarak, Yahudi kimliğinin yeniden tanımlanmasında belirleyici bir rol oynadı.
  • Soykırım Stratejisinde Dönüm Noktası: Babi Yar katliamı, Einsatzgruppen'in doğrudan silahla toplu öldürme politikasının en kitlesel uygulamasıydı. Daha önceki katliamlar genellikle daha küçük ölçeklerde gerçekleşmişti, ancak Babi Yar'da iki günde 33.771 kişinin öldürülmesi, Nazi rejiminin imha kapasitesini ve kararlılığını gösteren bir eşik noktası oldu. Bu olaydan sonra Nazi yüksek komutanlığı, gaz odaları ve ölüm kampları gibi daha "verimli" saydıkları imha yöntemlerine yönelme kararı aldı. Dolayısıyla Babi Yar, soykırım teknolojisinin evriminde önemli bir ara durak olarak tarihe geçti.
  • Nürnberg ve Uluslararası Hukuk Mirası: Savaşın ardından düzenlenen Nürnberg Mahkemeleri'nde, Babi Yar katliamı Nazi savaş suçlarının kanıtlarından biri olarak sunuldu. Einsatzgruppen davasında, bu birliklerin komutanları ve mensupları yargılanarak, emir komuta zinciri içinde gerçekleştirilen toplu katliamların savaş suçu ve insanlığa karşı işlenen suç olarak tanınması sağlandı. Bu davalar, uluslararası ceza hukukunun gelişmesinde ve "insanlığa karşı suç" kavramının hukuki altyapısının oluşturulmasında kritik bir katkı sağladı. Babi Yar'daki katliam, soykırımın hukuki tanımının yapımında kullanılan en güçlü kanıtlar arasında yer almaya devam etmektedir.
  • Toplumsal Hafıza ve Anma Kültürü: Babi Yar katliamı, savaş sonrasında Sovyetler Birliği'nde uzun süre adeta sansürlenmişti; çünkü Sovyet rejimi etnik temelli katliamları değil, "Sovyet vatandaşlarının" acısını ön plana çıkarmayı tercih ediyordu. Ancak 1961 yılında yazar Vasily Grossman'ın bu katliamı anlattığı yazıları Sovyet sansür kurullarınca bastırılması, konunun uluslararası kamuoyunun gündemine taşınmasını sağladı. 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Babi Yar, Ukrayna'da ve uluslararası platformlarda bir anma alanına dönüştürüldü. Bu süreç, toplumsal hafızanın nasıl inşa edildiğini ve siyasi otoritelerin hafıza politikalarının ne denli belirleyici olduğunu gösteren önemli bir örnektir.
  • Modern Antisemitizm ve Irkçılıkla Mücadele: Babi Yar katliamı, günümüzde antisemitizm ve ırkçılıkla mücadele eden kuruluşların ve uluslararası örgütlerin referans noktalarından biridir. Birleşmiş Milletler nezdinde Holokost anma günleri düzenlenmesinde ve antisemitizmle mücadele programlarının hazırlanmasında, Babi Yar gibi büyük çaplı katliamlar hatırlatılarak, ırkçı ideolojilerin nelere yol açabileceği somut biçimde anlatılmaktadır. Babi Yar'ın hikayesi, her nesilde antisemitizmin ve etnik nefretin ne kadar hızlı tırmanabileceğine dair uyarıcı bir hafıza işlevi görmektedir.

Bilinmeyen Yönleri ve Merak Edilen Tarihi Detaylar

Babi Yar katliamı hakkında bilinmeyen ve sıkça göz ardı edilen pek çok detay bulunmaktadır. Bunlardan biri, katliama yerel işbirlikçilerin katkısıdır. Kiev'in işgalinin hemen ardından Alman yetkililer, şehirdeki Ukraynalı milliyetçi gruplarıyla işbirliğine gitti ve bu gruplar, Babi Yar katliamının lojistik süreçlerinde aktif rol oynadı. Ev ev dolaşarak Yahudileri tespit eden, toplanma noktalarına götürülmesini sağlayan ve hatta bazı noktalarda silahlı koruma görevi üstlenen yerel birlikler, katliamın bu kadar hızlı ve "verimli" gerçekleşmesinin arkasındaki unsurlardan biriydi. Bu işbirliği gerçeği, savaş sonrasında hem Sovyet hem de Ukraynalı milliyetçi tarih yazımı tarafından farklı biçimlerde ele alındı ve bu konu hâlâ tarihçiler arasında tartışmalı bir konu olmaya devam etmektedir. Bir diğer bilinmeyen yön, katliamın ardından Babi Yar kanyonunda gerçekleştirilen sonraki katliamlardır. 29-30 Eylül'deki büyük katliamın ardından, Babi Yar alanı yıl boyunca farklı tarihlerde de kullanıldı. Aralarında Romanlar, Sovyet savaş esirlerinin ve akıl hastalarının da bulunduğu binlerce kişi, eylül ayından sonra da Babi Yar'da hayatını kaybetti. 1943 yılında Sovyetler Birliği ilerlemeye başladığında, Nazi yönetimi Babi Yar'daki cesetleri yok etmek için özel bir operasyon başlattı. Sonderaktion 1005 adı verilen bu operasyonda, toplu mezarlar açılarak cesetler yakıldı ve kanıtlar imha edilmeye çalışıldı. Bu operasyon, Nazilerin savaş suçlarını gizleme konusundaki sistematik çabalarının en somut göstergelerinden biridir. Ancak tüm bu çabalara rağmen, 1943 yılının sonlarında Kızıl Ordu'nun Kiev'i geri almasının ardından Babi Yar'da bulunan toplu mezarlar, Nazi vahşetinin inkâr edilemez kanıtları olarak gün yüzüne çıktı.

Sıkça Sorulan Sorular

Google Soru-Cevap

Q: Kiev'de Nazilerin gerçekleştirdiği Babi Yar Katliamı başladı. İki günde 33771 Yahudi öldürüldü tam olarak hangi tarihte oldu?

Kiev'de Nazilerin gerçekleştirdiği Babi Yar Katliamı başladı. İki günde 33771 Yahudi öldürüldü, 29 Eylül 1941 (Pazartesi) tarihinde meydana gelmiştir.

Q: Bu tarihi olayın üzerinden kaç yıl geçti?

Bu olayın üzerinden tam 85 yıl geçmiştir.

Q: Olay hangi yüzyıl ve dönemde gerçekleşti?

Kiev'de Nazilerin gerçekleştirdiği Babi Yar Katliamı başladı. İki günde 33771 Yahudi öldürüldü, 20. Yüzyıl döneminde yaşanmıştır.

Q: Olayın detayları ve tarihi önemi nedir?

Kiev'de Nazilerin gerçekleştirdiği Babi Yar Katliamı başladı. İki günde 33771 Yahudi öldürüldü.

1941 Yılında Yaşanan Diğer Önemli Olaylar

1941 Kronolojisinin Tamamı →

29 Eylül Tarihindeki Diğer Olaylar

Günün Tüm Olayları (6+) →