İtalyan diktatör Benito Mussolini Roma - Berlin anlaşmasını ilan etti, böylelikle Mihver Devletleri blokunun temelleri atılmış oluyordu Nedir ve Neden Tarihin Akışını Değiştirdi?
1 Kasım 1936 tarihinde İtalyan diktatör
Benito Mussolini, İtalya'nın başkenti Roma'da bir basın toplantısı düzenleyerek, İtalya ile Almanya arasında imzalanan
Roma - Berlin Müttefikliği anlaşmasının varlığını kamuoyuna duyurdu. Mussolini'nin o gün sarf ettiği şu sözler tarih kitaplarına geçecekti: "Bizim için anlaşmaların çatı olmasından daha doğrusu, bir eksen (asse) olmasından daha iyidir." Bu cümle, daha sonra
Mihver Devletleri veya diğer adıyla
Mihver Devletler olarak anılacak ittifakın ilk fikrî temelini oluşturdu. O günün ardından başlayan süreç, yarım kalmış bir anlaşma değil, tam tersine tüm Avrupa'nın dengelerini kökten bozan siyasi ve askeri bir ittifakın doğuşuydu. Mussolini'nin bu ilanı, yalnızca İtalya ile Almanya arasındaki ikili bir yakınlaşmayı değil, aynı zamanda
Adolf Hitler yönetimindeki Nazi Almanyası ile
Benito Mussolini yönetimindeki Faşist İtalya'nın Avrupa'da yeni bir güç bloğu kurma niyetini ortaya koyuyordu. Bu olay, ikinci dünya savaşının öncesinde ülkelerin saf tutmaya başlamasının, Avrupa'da kutuplaşmanın kaçınılmaz hâle gelmesinin ve sonunda tüm kıtayı saran savaşın kapısının aralanmasının sembolik başlangıcıydı.
Tarihsel Arka Plan ve Olayın Perde Arkası
Roma - Berlin Anlaşması'nın ilan edilmesi tesadüfî bir gelişmenin sonucu değildi; aksine, 1930'lar boyunca süregelen ekonomik çöküntü, milliyetçilik dalgası ve büyük devletler arasındaki güvensizlik atmosferinin doğal bir ürünüydü. 1929 ekonomik krizi İtalya'yı derinden sarsmış, Mussolini'nin Faşist Parti iktidarını pekiştirmek için dışarıda güçlü bir müttefike ihtiyaç duymasına neden olmuştu. Aynı şekilde Almanya da
Veersay Antlaşması ile kendisine dayatılan ağır koşulların altında eziliyor,
Adolf Hitler 1933'te iktidara gelerek yeniden silahlanma ve dışa açılma politikasını hızlandırmıştı. İki diktatörün yollarının kesişmesi, aslında aynı kaygıdan besleniyordu: mevcut Avrupa düzenini sarsarak kendi milli çıkarlarını büyütmek. Bu durum, İtalya ile Almanya arasında daha önce başlayan görüşmelerin 1936 yılında meyve vermesini sağladı.
Perde arkasındaki bir diğer önemli etken, İtalya'nın
Habeşistan işgaliyle yani bugünkü adıyla Etiyopya işgaliyle uluslararası arenada izole kalmasıydı.
Milletler Cemiyeti, İtalya'nın Etiyopya'yı işgali üzerine ekonomik yaptırımlar uyguladı ve bu durum Mussolini'yi Avrupalı demokrasilerle arasını bozmaya itti. İngiltere ve Fransa'nın İtalya'ya karşı takındığı mesafeli tutum, Mussolini'yi 1935'te Almanya ile
Anti-Komintern Paktı'na katılmaya yöneltti. Bu pakt, komünizmle mücadeleyi gerekçe göstererek aslında Bolşevik Rusya'yı çevreleme amacı taşıyordu ve Almanya ile İtalya'yı dolaylı da olsa aynı safta birleştirmişti. Aynı dönemde İspanyol İç Savaşı'nda her iki ülkenin Franco'yu desteklemesi, İtalya ile Almanya'yı fiilen yan yana getiren bir başka somut adım oldu. Tüm bu kilit noktaların birleşimi,
Roma - Berlin Anlaşması'nın resmî ilanına zemin hazırladı ve Mihver Devletleri bloğunun ilk taşları döşenmiş oldu.
Tarihin Gidişatına ve Bugüne Somut Katkıları
Bu olay yaşanmasaydı, Avrupa siyasetinde Almanya ile İtalya'yı aynı çatı altında birleştiren resmî bir ittifak kurulamazdı ve 1930'ların sonundaki kutuplaşma farklı bir zeminde ilerlerdi. Tarihin gidişatı, Mussolini'nin bu bir günlük ilanının ardından köklü biçimde değişti; çünkü artık Avrupa'nın iki büyük diktatörlüğü açıkça aynı saftaydı ve bu ittifak, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği'nin karşısında birleşen yeni bir güç odağı oluşturmuştu. Eger Mussolini, Almanya ile anlaşmaya gitmeseydi, büyük ihtimalle İtalya yalnız kalmaya devam ederdi ve bu durum savaşların seyrini baştan sona farklı bir yöne çekebilirdi.
- Mihver Devletleri Bloğunun Doğuşu: Roma - Berlin Anlaşması, İtalya ile Almanya arasındaki ilişkileri resmî bir çatı altına alarak Mihver Devletleri ittifakının tohumlarını attı. Bu ittifak daha sonra 1939'da imzalanan Çelik Pakt ile askerî düzeyde pekiştirildi ve Japonya'nın da katılmasıyla tam bir Mihver bloğu hâline geldi. Bu bloğun varlığı, Avrupa'daki tüm denklemleri değiştirdi ve demokrasilerin ortak savunma hamlelerini hızlandırdı.
- İkinci Dünya Savaşı'nın Hızlıca Başlaması: İtalya ile Almanya'nın aynı safta toplanması, bu iki gücün askerî ve ekonomik kaynaklarını birleştirmesine olanak sağladı ve dolayısıyla savaşın kapısını daha erken açtı. 1 Eylül 1939'da Almanya'nın Polonya'yı işgali ile başlayan savaş, İtalya'nın 1940'ta savaşa girmesiyle tam anlamıyla Avrupa çapında bir yıkıma dönüştü. Mussolini'nin bu kararının temelinde, Adolf Hitler ile kurduğu yakın ilişki ve onun savaş potansiyeline güven duyması yatıyordu.
- Avrupa'da Yeni Güç Dengesinin Kurulması: Roma - Berlin ittifakı, İngiltere ve Fransa'nın yanı sıra Sovyetler Birliği'nin de güç dengesini etkiledi ve aralarındaki ilişkileri doğrudan biçimlendirdi. Almanya ile İtalya'nın birleşmesi, Sovyetler Birliği'ni Batılı müttefiklerle geçici bir ittifak içine sokmak zorunda bıraktı ve bu durum Almanya - Sovyet Saldırmazlık Paktı'nın imzalanmasına da zemin hazırladı. Böylece tüm Avrupa, iki büyük kutbun etrafında organize oldu ve artık tarafsız kalmak neredeyse imkânsız hâle geldi.
- İtalya'nın Uluslararası İzolasyonundan Kurtulması: Milletler Cemiyeti'nin uyguladığı yaptırımlar sonrasında yalnızlaşan İtalya, Almanya ile kurduğu bu ittifak sayesinde dış politikada yeniden bir ağırlık kazandı. Mussolini, bu ortaklığın sayesinde uluslararası alanda kendisini yalnız hissetmekten kurtuldu ve İtalya'nın saldırgan politikalarını daha rahat yürüttü. Bu durum, İtalya'nın Etiyopya'yı işgal etme sürecinde ortaya çıkan yalnızlığın yerini, güçlü bir müttefikle desteklenen bir cüretkâr tutuma bıraktığını gösteriyor.
- Yerel Direnişlerin ve Anti-Mihver Mücadelesinin Başlaması: Mihver Devletleri'nin saldırıları, işgal altındaki Avrupa halklarının direniş hareketlerini tetikledi ve savaşın sonuna kadar süren bir direniş kültürü oluşturdu. Fransa'daki Fransız Direniş Hareketi, Polonya'daki ayaklanmalar ve Balkanlardaki partizan savaşları, bu ittifakın kendi sonunu hazırlayan geri tepme mekanizmalarını oluşturdu. Bu direnişler, savaş sonrası Avrupa'nın yeniden kuruluşunda önemli bir rol oynadı ve özgür millet olma fikrini pekiştirdi.
Bilinmeyen Yönleri ve Merak Edilen Tarihi Detaylar
Birçok kişi
Roma - Berlin Anlaşması'nın gerçek adının aslında tam olarak bu olmadığını bilmez; Mussolini o günkü konuşmasında kullandığı kelime Türkçeye "eksen" diye çevrilen
asse kelimesidir ve bu terim, savaş sonrası tarih yazımında İtalya-Almanya ilişkisini tanımlamak için kullanılmaya başlamıştır. İlginci şudur ki Mussolini bu kelimeleri zihninde İngilizce olarak düşünmüş, çünkü dönemin basın yorumcuları ve diplomatik alanda bu terim İngilizce anlamıyla kullanılmıştır. Bir başka az bilinen ayrıntı, o gün Mussolini'nin Roma'nın ünlü
Venezia Meydanı'ndaki balkonundan konuşmaya hazırlanan Hitler'in o dönem henüz bu ittifakın resmî nitelikte olmadığını, hatta bazı Alman diplomatların Mussolini'nin bu ilanını "aceleci" bulduğunu söylemesiydi. Bu durum, İtalya ile Almanya'nın anlaşmaya diğerinin gerisinden ne kadar farklı temennilerle yaklaştığını göstermektedir.
Dikkat çekici bir tarihsel gerçek şu ki, Mussolini'nin Almanya ile anlaşmaya gitmesini sağlayan en önemli mihenk taşlarından biri, daha önce İngiltere ve Fransa'ya İtalya'nın
Habeşistan'ı işgal etmesine karşı çıkmamasını istemesi ve bunun reddedilmesiydi. İngiltere ile Fransa'nın Ekim 1935'te İtalya'nın Habeşistan işgaline karşı yaptırımlar uygulaması, İtalya'yı resmî olarak izole etti ve Mussolini'yi adeta kollarını açarak Almanya'ya doğru koşmaya itti. İkinci bir merak edilen ayrıntı, Mussolini'nin kendisini
Adolf Hitler'in siyasi anlamda öğretmeni olarak görmesiydi; Hitler'in iktidara gelmesinde İtalya'nın faşist deneyiminin rol oynadığını savunurdu ve bu kendine güven, onu Roma - Berlin anlaşmasını ilan etme konusunda cesaretlendiren temel unsurlardan biri oldu. Bir üçüncü ilginç detay ise şudur: Mussolini'nin bu ittifakı ilan etmesinin ardından İngiltere ve Fransa, gizli görüşmeler yürüterek Almanya'ya karşı kendilerini koruma yollarını aradılar ve bu çabalar,
Münih Anlaşması'nın imzalanmasıyla sonuçlandı. Yani İtalya ile Almanya'nın resmî yakınlaşmasının hemen ardından Avrupalı demokrasiler, savaşın önüne geçmek için Almanya'nın taleplerine boyun eğme yolunu seçtiler ve bu da savaşın gecikmesini değil, tam tersine daha büyük bir patlamaya zemin hazırlamış oldu.