zamanda.com.tr Tarihsel Kronoloji
Z Ziyaretçi Kaydol
HIZLI YANIT Doğrulanmış Tarih Kaydı

İtalya'da Benito Mussolini liderliğindeki Ulusal Faşist Parti mensupları ve yandaşları Roma'ya yürümeye başladı Ne Zaman Oldu?

İtalya'da Benito Mussolini liderliğindeki Ulusal Faşist Parti mensupları ve yandaşları Roma'ya yürümeye başladı, 27 Ekim 1922 (Cuma) tarihinde gerçekleşmiştir. (20. Yüzyıl) Bu tarihi dönüm noktasının üzerinden tam 104 yıl geçmiştir.

Takvim Günü
27 Ekim
Yıl
Geçen Süre
104 Yıl
Haftanın Günü
Cuma
Burç & Element
Akrep (Su)
Dönem
20. Yüzyıl

Tarihsel Dönüm Noktası ve Derinlemesine Analiz

🌟 Editörün Seçimi
Etki: 94/100 Tarihi Olaylar

İtalya'da Benito Mussolini liderliğindeki Ulusal Faşist Parti mensupları ve yandaşları Roma'ya yürümeye başladı Nedir ve Neden Tarihin Akışını Değiştirdi?

28 Ekim 1922 tarihinde İtalya'nın başkenti Roma'ya doğru yürüyen on binlerce faşist, tarihin seyrini kökünden değiştiren bir olayın fitilini ateşledi. Bu olay, bilinen adıyla Roma'ya Yürüyüş ya da İtalyanca kaynaklarda Marcia su Roma olarak anılır. Benito Mussolini adlı eski bir gazeteci, sosyalist sendikacı ve savaş gazisi, bir dönem daha çok bir muhalif ve kışkırtıcı olarak tanınırken, 1922 yılının sonbaharında İtalya'nın en güçlü siyasi figürü hâline dönüşmenin eşiğindeydi. Ulusal Faşist Parti mensupları, sempatizanları ve paramiliter kolları olan Kara Gömlekler, ülkenin dört bir yanından trenlerle, yürüyerek ve araçlarla Roma'ya akın etti. Amaçları nettirdi: Krala bir hükümet kurma izni verilmese ya da Mussolini başbakan yapılmazsa, başkenti ele geçirmek ve iktidarı doğrudan zorla devralmak. Bu yürüyüş, İtalya'da demokrasinin fiilen sona erdiği an olarak kabul edilir ve tüm Avrupa'yı etkisi altına alan bir siyasi rejim değişikliğinin başlangıç noktasıdır. Olay, yalnızca İtalya için değil, yirminci yüzyıl dünya tarihinin tamamı için bir dönüm noktası sayılır; çünkü Mussolini'nin iktidara gelişi, Avrupa'da benzer rejimlerin kurulması için zemin hazırlamış ve ardından gelen dünya savaşının tohumlarını atmıştır.

Tarihsel Arka Plan ve Olayın Perde Arkası

İtalya, Birinci Dünya Savaşı'ndan galip çıkmış sayılmasına rağmen, aslında ağır bir yenilgi ve hayal kırıklığı yaşamış bir ülkeydi. Savaş boyunca müttefiklerden büyük toprak kazanımları sözü alınmıştı; ancak 1919 Paris Barış Konferansı sonrasında İtalya'nın umduğu toprakların çoğu kendisine verilmedi. Bu durum İtalya kamuoyunda derin bir öfke yarattı ve siyasetçiler "mutilated victory", yani "sakatlanmış zafer" ifadesini kullanmaya başladı. Savaştan dönüş, ekonomik bir çöküşle birleşti. Fabrikalarda üretim durdu, işsizlik patladı, enflasyon aldı başını gitti. Eski askerler sivil hayatta kendilerine bir yer bulamadı. Kentlerde ve kırsalda artan yoksulluk ve güvensizlik ortamı, daha radikal siyasi hareketlere zemin hazırladı. Aynı dönemde, Rusya'da Bolşevik Devrimi'nin başarıya ulaşması, İtalya'daki sosyalist ve komünist hareketleri cesaretlendirmişti. Fabrika işgalleri, tarım grevleri ve belediyelerin sosyalistlerin eline geçmesi, burjuvaziyi ve orta sınıfı ciddi biçimde korkuttu. İşte tam da bu korku ortamında, Mussolini'nin faşizm hareketi doğdu ve giderek büyüdü.

Benito Mussolini, 1883 yılında Emilia-Romagna bölgesindeki Predappio köyünde doğmuştu. Babası demirci ve ateist bir sosyalist militan, annesi ise dindar bir öğretmen kadındı. Genç yaşta İsviçre'ye kaçmış, orada gazetecilik yapmış ve sosyalist çevrelerle temas kurmuştu. İtalya'ya dönüşünün ardından sosyalist partide hızlı bir yükseliş yaşadı; ancak Birinci Dünya Savaşı başladığında, İtilya'nın savaşa girmesini savunarak partisiyle yollarını ayırdı. Savaşta cephede savaştı ve yaralandı. Savaş sonrası dönemde, İtalya'nın ulusal onurunun ayaklar altına alındığına inanan bir kitleyle buluştu. 1919 yılında Milano'da Fasci Italiani di Combattimento, yani İtalyan Savaş Birlikleri adlı hareketi kurdu. Bu hareket, milliyetçilik, sendikacılık ve anti-komünizmi bir araya getiriyordu. Kısa sürede, özellikle savaş gazileri, genç milliyetçiler ve memnuniyetsiz orta sınıf arasında güçlü bir taban buldu. 1921 yılında bu hareket, resmî bir siyasi partiye dönüştü ve adını Ulusal Faşist Parti olarak değiştirdi. Aynı yıl yapılan seçimlerde parti, parlamentoda yerini aldı; ancak bu Mussolini'nin iktidar arzusunu tatmin etmiyordu. 1922 yılının sonbaharına gelindiğinde, faşistler ülkenin birçok bölgesinde şiddet eylemleri düzenliyor, belediye yönetimlerini zorla ele geçiriyor, muhalifleri sindiriyor ve gittikçe daha yüksek bir sesle merkezî hükümete meydan okuyordu. Mussolini, gazetelerinde ve açık mektuplarında iktidarın kendilerine teslim edilmesini talep ediyordu. Bu talep karşılanmadığında, Roma'ya yürüyüş kararı alındı ve planlama gizlice ama büyük bir organizasyonla yürütüldü.

Roma'ya yürüyüşün hazırlıkları, aslında Mussolini'nin uzun süredir üzerinde çalıştığı bir planın nihai adımıydı. Faşist örgütlenme, ülkenin dört bir yanında askerî bir hiyerarşiyle düzenlemişti; her bölgede bir lüpo ya da partisan lideri bulunuyordu ve bu isimler doğrudan Mussolini'ye bağlıydı. Kara Gömlekler, her ne kadar düzensiz bir milis gücü gibi görünse de, aslında belirli bir askerî disiplinle hareket ediyordu. 1922 yılının yaz aylarında, faşist güçler kuzeydeki Bologna ve Ravenna gibi kentlerde, hükümet güçlerine karşı doğrudan çarpışmalara girdi. 24 Ekim 1922 tarihinde, Milano'da faşist parti kongresi toplandı ve burada Mussolini, yürüyüşün başlaması için nihai onay verildi. Dört ayrı sütun hâlinde organize edilen faşist güçler, kuzeyden, doğudan ve güneyden Roma'ya doğru harekete geçti. Bu sütunların liderleri arasında Italo Balbo, Cesare Maria De Vecchi ve Emilio De Bono gibi isimler vardı. Hükümet tarafında ise başbakan Luigi Facta, durumu kontrol altına almak için olağanüstü hâl ilan etmeye hazırlanıyordu. Ancak kral Vittorio Emanuele III, bu kararnameyi imzalamayı reddetti. Kralın bu kararı, tarihin gidişatını belirleyen en kritik anlardan biri oldu; çünkü Mussolini'nin askerî bir çatışmaya girmeden iktidarı teslim almasının önü böylece açılmıştı.

Tarihin Gidişatına ve Bugüne Somut Katkıları

Roma'ya Yürüyüş olayı, yaşanmasaydı İtalya'nın ve hatta tüm Avrupa'nın siyasi tarihi bambaşka bir seyre girebilirdi. Eğer Mussolini başbakan yapılmazsa ve faşizm iktidarı ele geçiremezse, İtalya liberal demokrasiyle yönetilmeye devam ederdi; belki daha istikrarsız bir dönem yaşardı ama totaliter bir rejime dönüşmezdi. İtalya'nın Etiyopya'yı işgali, İspanyol İç Savaşı'na müdahale, Yahudi Irk Yasası gibi trajediler yaşanmayabilirdi. Daha da önemlisi, Mussolini'nin başarısı Avrupa'nın diğer bölgelerindeki totaliter rejimlere ilham kaynağı oldu. Almanya'da yükselen Nazi hareketi, İtalya'daki modelin işe yaradığını görerek daha da cesaretlendi. Bu nedenle, bu tek bir yürüyüş olayının yarattığı zincirleme etki, yirminci yüzyıl tarihinin tamamını etkilemiştir. Aşağıdaki maddeler, bu olayın tarihin gidişatına bıraktığı somut izleri detaylı biçimde ortaya koymaktadır.

  • İtalya'da Liberal Demokrasinin Sonu: Roma'ya Yürüyüş'ün en doğrudan ve en somut sonucu, İtalya'da yaklaşık elli yıl sürmüş olan liberal parlamenter rejimin fiilen sona ermesidir. Kral Vittorio Emanuele III, 30 Ekim 1922 tarihinde Benito Mussolini'yi başbakan olarak atadı. Mussolini, başbakan olduktan hemen sonra olağanüstü yetkiler talep etti ve 1923'te Acorbo Yasa Tasarısı ile seçim sistemini değiştirdi. Bu yeni sistem, kazanan partiye parlamento koltuklarının üçte ikisini garanti ediyordu. 1924 seçimlerinde bu yasa sayesinde faşistler ve müttefikleri ezici bir çoğunluk elde etti. 1925 ve 1926 yıllarında ise Mussolini, muhalefeti tamamen yasakladı, basın özgürlüğünü ortadan kaldırdı ve tüm siyasi partileri kapattı. İtalya, böylece tek partili, totaliter bir rejime tamamen dönüştü.
  • Totaliter Rejim Modelinin Doğuşu: Mussolini'nin iktidarı ele geçirişi, Avrupa'da ilk kapsamlı totaliter rejim modelinin ortaya çıkışını işaret eder. Faşizm, devleti her şeyin üstünde gören, bireyin tüm özgürlüklerini devletin hizmetine sunan ve lider kültüne dayanan bir ideolojiydi. Mussolini'nin İtalya'da kurduğu bu sistem, Almanya'da Adolf Hitler'in Nazi rejimine ve İspanya'da Francisco Franco'nun diktatörlüğüne doğrudan ilham kaynağı oldu. Totalitarizm kavramı, siyaset bilimciler tarafından büyük ölçüde bu dönemden çıkarılmıştır; yirminci yüzyılın bu karanlık rejimleri, insanlık tarihinde eşi görülmemiş bir baskı ve şiddet dalgası yaratmıştır.
  • Dünya Savaşı'na Giden Yolun Döşenmesi: Mussolini, iktidarı aldıktan sonra dış politikada giderek saldırgan bir tavır sergiledi. 1935-1936 Etiyopya İşgali, 1939'da Arnavutluk'un İşgali ve ardından 1940'da İkinci Dünya Savaşı'na taraf olması, tüm bunlar doğrudan faşist rejimin varlığıyla mümkün olmuştu. Mussolini, Almanya ile ittifaka girdi ve Mihver Devletleri'nin oluşumunda merkezî bir rol oynadı. Eğer Roma'ya Yürüyüş gerçekleşmemiş ve faşizm iktidarı ele geçirmemiş olsaydı, İtalya muhtemelen savaşa bu kadar saldırgan bir tavırla katılmazdı ve savaşın seyri bambaşka olurdu. Bu açıdan bakıldığında, 1922'deki bu tek olayın İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasında dolaylı ama güçlü bir rolü vardır.
  • Faşizm Karşıtı Mücadelenin Kaynağı: Bu olay, aynı zamanda faşizm karşıtı hareketlerin ve antifaşizmin de doğuşunu hızlandırmıştır. Mussolini iktidara geldikten sonra, İtalya'da ve Avrupa genelinde ona karşı direniş örgütleri kuruldu. Giustizia e Libertà adlı anti-faşist grup, sürgündeki İtalyanlar tarafından oluşturulmuş ve faşizme karşı silahlı mücadeleyi benimsemiştir. Bu gruplar, savaş sonrası dönemlerde İtalyan Cumhuriyeti'nin kuruluşunda ve anayasa yapımında belirleyici rol oynamıştır. Yani, faşizmin ortaya çıkışı, aynı zamanda ona karşı mücadelenin de başlangıç noktasını oluşturmuştur.

Bilinmeyen Yönleri ve Merak Edilen Tarihi Detaylar

Roma'ya Yürüyüş olayıyla ilgili en çarpıcı gerçeklerden biri, faşist güçlerin aslında büyük bir askerî çatışmaya hiç girmeden şehre giriş yapmasıdır. Kara Gömlekler, Roma'nın dış banliyölerine ulaştığında, kral Vittorio Emanuele III bir dizi ordu birliğini başkentin giriş noktalarına yerleştirmişti. Ancak kral, bu güçleri geri çekmeyi ve hatta başbakan Facta'nın olağanüstü hâl kararnamesini imzalamamayı tercih etti. Mussolini, kralın bu zayıflığını çok iyi değerlendirdi ve bir ultimatom gönderdi; ya başbakanlık görevi kendisine verilecek ya da faşistler şehri zorla ele geçirecek. Kral, çatışma riskini göze alamayarak Mussolini'nin talebini kabul etti ve onu başbakan olarak atadı. Mussolini, bu haberi Milano'daki ofisinde, kararlı ve sakin bir tavırla karşıladı. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, yürüyüşün askerî gücü abartılı bir şekilde anlatılmıştır; yürüyüşe katılanların sayısı tarihçiler arasında tartışmalıdır. Bazı kaynaklar 25 bin, bazıları ise 100 bin civarında bir rakam vermektedir. Bu belirsizlik, faşist propagandanın olayı büyütme çabasının da bir sonucudur.

Bir diğer az bilinen ilginç detay, Mussolini'nin yürüyüş sırasında aslında fiziksel olarak Roma'da bulunmamasıdır. 28 Ekim 1922 sabahı, yürüyüş başladığında Mussolini hâlâ Milano'da kalmıştır. Parti karargâhındaki masasının başında, telefondan gelen haberleri dinlemiş ve gelişmeleri takip etmiştir. Kral, onu resmen başbakan olarak atadıktan sonra, Mussolini 30 Ekim günü özel bir trenle Roma'ya gitmiştir. Şehre vardığında, kendisini büyük bir kalabalık ve basın mensupları karşılamıştır. Mussolini, Roma'ya girişini bilerek bir gösteriye dönüştürmüş ve takım elbisesi, ceketi ve duruşuyla tam bir askerî lider imajı çizmiştir. Bu görüntü, Avrupa basınında geniş yer bulmuş ve faşizmin "düzeni ve gücü" simgeleyen bir hareket olduğu izlenimini güçlendirmiştir. Ayrıca, yürüyüşün finansmanı hakkında da ilginç bilgiler bulunmaktadır. Mussolini'nin bazı büyük sanayicilerden, özellikle de Giovanni Agnelli ve Paolo Giannini gibi isimlerden maddi destek aldığı tarihsel kaynaklarda belirtilmektedir. Bu destek, faşizmin yalnızca popülist bir hareket olmadığını, aynı zamanda büyük sermayenin de çıkarlarını koruyan bir yapı olduğunu göstermektedir. Yani, Roma'ya Yürüyüş yalnızca sokaktan gelen bir isyan değil, aynı zamanda üst sınıfların da desteklediği planlı bir iktidar ele geçirme operasyonuydu.

Sıkça Sorulan Sorular

Google Soru-Cevap

Q: İtalya'da Benito Mussolini liderliğindeki Ulusal Faşist Parti mensupları ve yandaşları Roma'ya yürümeye başladı tam olarak hangi tarihte oldu?

İtalya'da Benito Mussolini liderliğindeki Ulusal Faşist Parti mensupları ve yandaşları Roma'ya yürümeye başladı, 27 Ekim 1922 (Cuma) tarihinde meydana gelmiştir.

Q: Bu tarihi olayın üzerinden kaç yıl geçti?

Bu olayın üzerinden tam 104 yıl geçmiştir.

Q: Olay hangi yüzyıl ve dönemde gerçekleşti?

İtalya'da Benito Mussolini liderliğindeki Ulusal Faşist Parti mensupları ve yandaşları Roma'ya yürümeye başladı, 20. Yüzyıl döneminde yaşanmıştır.

Q: Olayın detayları ve tarihi önemi nedir?

İtalya'da Benito Mussolini liderliğindeki Ulusal Faşist Parti mensupları ve yandaşları Roma'ya yürümeye başladı.

1922 Yılında Yaşanan Diğer Önemli Olaylar

1922 Kronolojisinin Tamamı →

27 Ekim Tarihindeki Diğer Olaylar

Günün Tüm Olayları (6+) →